Mülakattan Önceki Akşam

Happy senior business man with hands folded on white

Genellikle yönetim kademesindeki profesyonellerin toplantı ve görüşme deneyimleri fazla, dolayısıyla ifade güçleri görece olarak yüksek olur. Sanıyorum bu yüzden mülakata hazırlanma gereği duymadıklarını gözlemliyorum.

Oysa

1-      Bu normal bir iş toplantısı değil, gündelik hayatınızda işinizi, projenizi, şirketinizi anlatıyor olabilirsiniz ama kendinizi hiç anlatmıyorsunuz. Anlatırken bakış açınızın alıştığınız rutinden çok farklı olması gerekir.

2-      Bu normal bir iş toplantısı değil. Bir kere sonuçları şirket hedeflerinizi değil doğrudan doğruya sizi, ailenizi, sevdiklerinizi, belki de yaşam tarzınızı etkileyecek.

3-      Pozisyonu çok da isteseniz az da isteseniz kendinizi etkili ifade etmeniz piyasadaki itibarınız, saygınlığınız açısından da önem taşır. Çünkü ya bir danışmanla (headhunter), ya IK’nın en başındaki kişiyle ya da şirketin yönetim kurulu, patronu, genel müdürü ile görüşeceksiniz. Bu iş olmasa da başka bir pozisyon ya da proje için her zaman biraraya gelme durumunuz olabilir.

Mülakatlar aslında duygusal süreçlerdir her ne kadar %100 işle ilgili görünse de. Bir kere doğruca özel hayatımızı ilgilendirir. Kariyer, özel hayat hedefleriniz, istekleriniz, hayalleriniz birbirine karışır.

“Bana hiç duygusal gelmiyor” diyorsunuz belki. Bir bakalım:

-          Çok istediğiniz bir pozisyonsa: Heyecan, hatta stres, endişe

-          Çalışmadan iş arıyorsanız: Umut, heyecan, stres, endişe, bıkkınlık, vb birçok duygu karışır

-          Pozisyonu / şirketi tanımadan gittiğiniz görüşmeler: Merak, umut, heyecan, bazen endişe ve stres

-          Çok istemediğiniz “yan cebime” diyeceğiniz bir görüşmeyse: Merak (size nasıl davranacaklar, piyasada nasıl algılanıyorsunuz), belki umut ve yine heyecan-stres olabilir.

-          Özellikle aktif olarak iş arıyorsanız duygular daha karmaşık ve yoğun olur.

Duygularınızı bir güç olarak kullanmak için iyi hazırlanmak gerekir. Kendinizden emin ve yüksek motivasyonla gitmek de önemlidir.  Ayrıca siz bir sonraki adımda ne bekliyorsunuz, hangi soruları sormalısınız… bunları da netleştirmelisiniz.

Bilinçli gidilmeyen mülakatlardaysa duygular yumuşak karnımız olur. Mesela özgeçmişte karşı tarafın kafasına takılacağını düşündüğünüz bir konu varsa: Bekar olmanız, yaşınız, önceki şirketten ayrılış hikayeniz, … Bu konulara sizi de ikna eden, içinizi rahatlatan bir cevap bulamazsanız mülakat bu aşamaya geldiğinde stresiniz artar. Ya olmayacak bir cevap verirsiniz gergin bir ifadeyle ya da konuyu fazlaca uzatır görüşmenin ana konusu haline getirebilirsiniz. Her iki durum da olumlu olmaz.

Bilinçli hazırlığın bir yönü de karşıdakinin neler sorabileceğiyle ilgili hazırlık yapmaktır. Beklemediğiniz sorular için hazırlıklı olmaktan söz etmiyorum. Aslında karşı tarafı etkileyecek birçok başarınız varken daha farklı konulara değinirseniz kendinizi etkili anlatmış olmazsınız. Üstelik sadece akıldan düşünmek yetmez, bir eğitimci gibi yüksek sesle hazırlanmalısınız.

Tabii neyi anlattığınız kadar nasıl anlattığınız da önemli, bu da başka bir konu!

Harita

İLETİŞİM

T: 0212 274 51 21 / M:0531 407 3030 / E: bilgi@filizdemirbag.com

Bağlantılarım

Sosyal Medya